Biz yıllarca belli bir bedensel şekli koruyan Fakirler değiliz, manastırlarda yaşayan keşişler değiliz; ücra yerlerdeki okullara giden, Himalayalar’daki mağaralarda oturup meditasyon yapan Yogiler değiliz. Biz tam olarak hayatın içindeki Dördüncü Yol olarak adlandırılan şeye aitiz. Bu yüzden bizler hayatın bütün aksilikleriyle çevrelenmiş olarak onun tam ortasında çalışmak zorundayız. Sonunda hayat bizim öğretmenimiz haline gelir, yani hayatın bütün olaylarının tam ortasında özdeşleşmeme pratiği yapmak zorundayız, bütün sorunların tam ortasında kendini hatırlama pratiği yapmak zorundayız, günlük hayatın bütün acı ve ağrılarının tam ortasında farkına varma ve negatif heyecanlarımızdan kendimizi ayırma pratiği yapmak zorundayız. Ve bu nedenle şöyle söylenir; Dördüncü Yolu takip eden bir kişi 4 No.lu insan, yani merkezlerini geliştirmiş olan insan haline gelmelidir. “Herkesle her şey” olabilen bir insan anlamına gelir; kendisinin tüm yönlerini geliştirmiş, böy- lece her durumla makul bir şekilde karşılaşabilen insan anlamına gelir; her sınıfla, her tür insanla, her bakış açısıyla, her teoriyle, belli bir noktaya bağlı olarak her pratik, teorik veya felsefi şeyle karşılaşabilen insan anlamına gelir.
Bir seferinde Bay Ouspensky ile oturuyorduk. Sessizdik. Bir gülümsemeyle bana baktı ve niçin bu kadar üzgün olduğumu sordu. Üzgün olduğumu bilmiyordum, dedim. O dedi ki: “Bu bir alışkanlıktır. Uzakta üzücü şarkılar söyleyen bazı ‘ben'leri dinliyorsun, belki sözleri olmayan bir şarkı, belki de sözleri unuttun. Onu gözlemlemeye çalış. Senden kuvvet alıyor ve bu, tam anlamıyla faydasızdır.” Ve ekledi: “Bu, Ay'ın seni yemesine (tüketmesine) bir örnektir."
Yorumlar
Yorum Gönder