Varlığında Manyetik Merkez olan insan, hayatın tek başına hayata ait terimlerle yorumlanamayacağını ve dolayısıyla anlaşılmayacağını hissettiği anlar olan bir insandır. Bazen kırlarda, ormanlarda, tarlalarda, sadece kendimizden değil, tüm gerçek anlamlardan çok uzak olduğumuzu hissetmemize neden olan bir şeyler görmüş olabiliriz. Ya da din eğitimi alırken İnciller’den okunan bazı sözler, nefesimizi tutmamıza neden olmuş olabilir. Ya da ansızın gördüğümüz biri, her zaman hatırlamamız gereken bir şeyleri unuttuğumuza dair bizde garip bir his uyandırmış olabilir. Ya da bir kitapta ulaşamadığımız fakat yine de tanıdığımız bir anlamla dolu görünen bir düşünceye dokunmuş olabiliriz. Bir insan, bir yandan kendi içsel ve en gizli düşüncelerinde -kolaylıkla kelimelere dökemediği düşüncelerinde- hayatın ötesinde başka şeyler olması gerektiğine inanırken, diğer yandan hayattaki görevini yerine getiriyor, işini yapıyor ve olması gereken şey -asker, denizci, doktor, rahip, avukat vs - oluyorsa aynı zamanda hem İyi bir Ev Sahibidir hem de Manyetik Merkezin izlerine sahiptir. Fakat -mümkün olduğunca acımasızca ortaya koyacak olursak- bir insan hayatta ilerlemek dışında hiçbir şeye inanmıyor ve hayatı onun bütün ihtiyaçlarını karşılayan şey olarak görüyorsa, bu durumda o, Manyetik Merkez sahibi değildir.
Yorumlar
Yorum Gönder